Osmanlı'da adalet anlayışı, toplum ve devlet alanındaki problemlerin giderilmesi, zulmün ve haksızlığın ortadan kaldırılması esasına dayanıyordu
Bazı temel özellikler:
Osmanlı'da adalet anlayışı, İslam öncesi Türk gelenekleri, İslam siyaset düşüncesi ve Bizans adalet pratikleri gibi çeşitli etkilerle şekillenmiştir
Osmanlı Devleti'nin adalet ve hoşgörü politikasına dair bazı örnekler: Gazi Osman Paşa ve Hıristiyan halk: Plevne'de, Hıristiyan halkın temsilcilerini çağırıp cizyeleri iade ederek onları koruma altına alması. Farklı dinlere mensup topluluklara yaklaşım: Rum kiliselerine tanınan ayrıcalıkların devam ettirilmesi ve Kudüs’te Rus rahipleri için bir hastane inşasına izin verilmesi. II. Abdülhamid'in politikası: II. Abdülhamid'in, Filistin’e Yahudi göçünü engelleme ve bölgedeki egemenliği koruma çabaları. Adil yargı sistemi: Osmanlı mahkemelerinde zengin-fakir, Müslüman-Gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın herkese eşit davranılması. Tımar sistemi: Mal ve hizmetlerin akışını ve güvenliğini sipahiler aracılığıyla sağlaması. Ayrıca, 3. Selim'in, İstanbul'da yaşayan Ermeni ve Rumların evlilikleri sırasında kanunsuz vergi alınmamasını istemesi ve 5. Mehmed Reşat'ın, Polonezköyü'nde kilise ve çan kulesi inşa edilmesine izin vermesi de hoşgörü politikasına örnek olarak gösterilebilir.
Osmanlı'da kadı ve padişah ilişkisi şu şekilde özetlenebilir: Kadıların Yetkisi: Kadılar, İslam hukuku çerçevesinde toplumsal suçlara ilişkin davaları yönetirdi. Siyasi Suçlar: Siyasi suçlar genellikle padişahın kararına bağlıydı. Kadıların Bağımsızlığı: Kadılar, padişah beratı ile tayin edilirdi ve belirli bir süreyle görev yaparlardı. Padişahın Etkisi: Padişahlar, haremdeki kadınlar aracılığıyla devlet işlerine karışabilirdi. Bu ilişki, Osmanlı'da hukuki kararların şeriat kuralları, örfi adetler ve geleneklerle şekillenen bir sistem içinde işlediğini gösterir.
Osmanlı Devleti'nde muhtesip, İslam şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli ve belediye memuru idi. Muhtesiplerin görevleri arasında: - Fiyat kontrolü yapmak ve belirlenen narha (fiyat) satıcıların uyup uymadığını denetlemek; - Güvenliği sağlamak ve haksız rekabeti önlemek için tedbirler almak; - Vergi toplamak ve toplanan vergileri sarayın hazinesine aktarmak bulunmaktaydı.
Osmanlı Devleti'nde yargı gücünü padişah kullanır. Yargı yetkisini kullanan diğer kişiler ve kurumlar: Kadılar. Kazaskerler. Divan-ı Hümayun.
Osmanlı adalet anlayışı, toplumun her kesimine eşit şekilde adaleti dağıtmayı esas alır. Osmanlı müsamaha anlayışı ise, farklı dinlere mensup insanların inanç ve vicdan hürriyetlerini korumayı esas alır. Osmanlı adalet ve müsamaha anlayışının temelinde, Türk devlet geleneği ve İslam dinine bağlılık yatar.
Osmanlı İmparatorluğu'nda beş çeşit mahkeme bulunmaktaydı: 1. Şeri mahkemeler. 2. Cemaat mahkemeleri. 3. Konsolosluk mahkemeleri. 4. Nizamiye mahkemeleri. 5. Ticaret mahkemeleri.
1914 yılında Osmanlı adalet sistemi, şer'i hukuka dayanan ve modern yasal sistemlerin sınırlı uygulandığı bir yapıya sahipti. Öne çıkan özellikler: - Mahkemeler: Adlî ve şer'i mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılmıştı. - Kadılar: Hem yargı yetkileri hem de idari sorumlulukları vardı, şehrin yönetimini ve asayişini sağlamak gibi görevleri üstlenirlerdi. - Adalet Komisyonu: Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurulmuş, ceza kanunları ve mahkeme yapısı konusunda yenilikler yapmıştı. - Yeni Kanunlar: Savaş sonrası, Osmanlı Ceza Kanunu gibi modern cezalar ve yargılama yöntemleri getiren kanunlar çıkarılmıştı. Ayrıca, vakıf ve tımar sistemleri gibi iktisadi adalet uygulamaları da Osmanlı adalet sisteminin önemli bir parçasıydı.
Hukuk
P35 puan türü ile memur olunur mu?
PTT tebligat adresi nasıl alınır?
Ruhsat yenilemede maliklerden birinin imzası olmazsa ne olur?
Proje yönetmeliği nedir?
Pandemi cezaları iade ediliyor mu?
Polis hangi hallerde kimlik sorabilir?
Resmi daire çalışma saatleri neden farklı?
Osmanlı'da adalet anlayışı nasıldı?
Polise hangi durumlarda yetki verilir?
Oy pusulasına mühür basılmazsa ne olur?